Uber, Londra’daki tüm filosunun 2025’e kadar elektrikli otomobillerden oluşacağını açıkladı

Uber, Londra’daki tüm filosunun 2025’e kadar elektrikli otomobillerden oluşacağını açıkladı

Otonom teknolojilerle birlikte otomotiv sektörünün geleceği olan elektrikli otomobiller pek çok önemli firmanın olduğu gibi günümüzün en önemli girişimlerinden olan Uber‘in de planlarında yer alıyor. Halihazırda sürücüsüz araçlarla çalışmalarına devam eden Uber, 2025 yılından itibaren Londra’daki tüm otomobillerinin hibrit veya elektrikli otomobillerden oluşacağını açıkladı.

Uzun vadeli plan olarak 2025 yılını seçen Uber, kapsamlı dönüşüme başlamak için 2019 yılını seçti. 2019 yılından itibaren Uber’in en çok tercih edilen servisi olan UberX servisindeki tüm otomobiller tıpkı 2025 yılı planında da olduğu gibi elektrikli veya hibrit olacak.

2017 yılı sonuna kadar 150 otomobil

Tabii ki Uber’in elektrikli ve hibrit filo planlarını Londra’da gerçekleştirmesi bir tesadüf değil. Geçtiğimiz Temmuz ayında Birleşik Krallık, 2040 yılından itibaren dizel ve benzinli otomobillerin satışını yasaklayacağını açıklamıştı. İskoçya’nın ise aynı planı 2032 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediğini de ekleyelim.

Londra’daki filosunu elektrikli hale getirmek konusunda oldukça ciddi olan Uber, 2017 yılının sonunda Londra’da 150 elektrikli veya hibrit otomobile sahip olmak istiyor. Otomobillerini elektrikli veya hibrit otomobillerle yenilemek isteyen sürücüler için yeni fon oluşturduğunu da duyuran Uber, sürücülere 5 bin poundu bulan yardımlarda bulunacak.

Powered by WPeMatico

Atlassian’dan Slack rakibi iddialı uygulama: Stride

Atlassian’dan Slack rakibi iddialı uygulama: Stride

Atlassian ekip içi iletişim uygulaması Stride‘ı piyasaya sürdüğünü açıkladı. Slack’in yeni rakibi Stride, “Ekiplerin konuşması, buluşması, karar vermesi ve çalışması için yeni bir yol” olarak tanımlanıyor.

Stride’ın çalışma prensibi Slack’e çok benziyor. Stride’da da sohbet odaları var ve diğer kullanıcılarla birebir konuşmanız mümkün. Üstelik tıpkı Slack’te olduğu gibi konuşmalara ses ve video desteği seçeneğiyle devam edebiliyorsunuz. Tabi bu konuşmaları mobilden, masa üstünden, webden ve telefondan da gerçekleştirebiliyorsunuz.

Atlassian’ın JIRA, Confluence ve Trello gibi benzer amaçlara hizmet eden ürünlere sahip olduğu düşünüldüğünde Stride’ın bir takım proje yönetimi araçlarını bünyesinde bulundurması da kullanıcıları şaşırtmıyor. Slack’ten farklı olarak Stride’da görevler oluşturup, o görevleri ekip arkadaşlarınıza atayabiliyorsunuz.

Bunların dışında Stride size Slack’in sunmadığı bir takım özellikler de sunabiliyor. Örneğin video arama esnasında kullanıcılar birbirlerinin bilgisayarlarına erişerek kontrol edebiliyor. Bu da “pair programming” konusunda Stride’ın eşsiz bir araç olarak konumlanmasını sağlıyor.

Aslında Stride kişilerin ürün üzerinde yaptığı toplantılarda etkileşim halinde olmasını kolaylaştırmak istiyor. Toplantılar bittiğinde ise kişilere görevler ve “follow-up”lar atanabiliyor.

Stride’ın güzel özelliklerinden biri de çalışanların daha kolay odaklanabilmesi için bildirimlerin sessize alınabilmesi. Stride’ın “Focus” modu Slack’in “Do Not Disturb” moduna oldukça benziyor. Ancak Stride’da çalışmanıza daha kolay odaklanabiliyorsunuz. Ayrıca ekip arkadaşlarınıza ne üzerinde çalıştığınızı bildirebiliyorsunuz. Böylece sessiz olmanız konusunda ekip arkadaşlarınızla bir sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Bu arada Slack’in aksine Stride’da “thread”ler yer almıyor. Atlassian’ın Ürün Yönetimi Sorumlusu Oji Udezue bunun nedenini:”Bu özelliği denedik ancak şirket thread’lerin bir sorunu çözmediğini ve dikkat dağınıklığına sebep olduğunu hissetti.“diyerek açıkladı.

Stride’ın bir avantajı da kullanıcıların istedikleri takdirde kendileri için Stride’a yeni özellikler kazandırabilmesi. Udezue’nun “Şu ana kadar Atlassian’da tasarladığım en iyi API” sözleriyle tanımladığı API sayesinde eklentiler için yeni bir pazar da oluşuyor.

Hipchat’in tahtını geri almak istiyor

Konu ücretlendirmeye geldiğinde ise Stride’da hemen hemen her şey ücretsiz diyebiliriz. Sınırsız sohbet odaları ve kullanıcılar, grup video sohbet ve API erişimi ücretsiz. Kullanıcı başına aylık 3 dolar olan fiyatlandırma ise tıpkı Slack’te olduğu gibi daha fazla mesaj ve dosya saklamanızı sağlıyor. Bunun yanı sıra toplantılar düzenleyebiliyor ve ekranınızı başkalarıyla paylaşabiliyorsunuz.

Atlassian aslında ekipler arası mesajlaşma konusunda daha önce Hipchat’e ait olan bir tahtı yeni bir ürünle geri almaya çalışıyor. Ekip içi iletişim üzerine hizmet veren ürünler her geçen gün artarken Stride’ın nasıl ilerleyeceğini hep birlikte göreceğiz. Slack’in 4 yıllık varlığı Hipchat’ten çok şey götürmüş olabilir ancak hala kullanıcıları mevcut. Kullanıcılarına konuşmalarını ve dosyalarını Stride’a aktarma imkanı sunan şirket böylece Stride’da belli bir kullanıcı tabanı oluşturabilir.

Yine de Stride’ın tek rakibi Slack değil. Son zamanlarda ekip içi mesajlaşma konusuna odaklanan Microsoft ve Facebook gibi şirketler Stride’ın büyümesini zorlaştırabilir.

Powered by WPeMatico